

|
> > NTV'nin son dönemlerde yaptığı evrim propagandalarına daha önce sitede hazırlanan cevaplardan bölümler
NTV yayınları (NTV televizyonu, internet sitesi ve NTV bilim dergisi), bilindiği gibi uzun süredir yoğun evrim propagandası yapmaktadır. Çöken, biten, rezil olan evrim teorisi yapılan bu yayınlarla kurtarılmaya çalışılmaktadır. İşte bu sebeple yıllardır defalarca mantıksızlığını anlattığımız, bilimsel yönden çökerttiğimiz iddialar tekrar tekrar gündem haline getirilmeye çalışılmaktadır.
Tüm Darwinistler gibi NTV yayınları da çaresiz durumdadır. Köhne evrim haberleriyle bir başarı elde edileceğinin zannediliyor olmasından bu çaresizlik anlaşılmaktadır. NTV’nin bir süredir gündemde tutmaya çalıştığı tüm evrim sahtekarlıklarına sitelerimizde daha önce kapsamlı olarak cevap verilmiştir. Fakat bu cevaplar doğrudan NTV’ye yöneltilmediği için söz konusu yayınlar evrim propagandası yapabilmek için ortamın müsait olduğunu düşünmüş olabilirler. Bu yanılgıya son vermek, evrim sahtekarlıklarının hiçbir zaman cevapsız bırakılmadığını, dolayısıyla NTV’nin de çabalarının boş olduğunu göstermek için aşağıda NTV’nin iddialarına cevaplar tekrar derlenmiştir. Umarız NTV yayınları da, dünyadaki pek çok Darwinist yayın gibi, asla Darwinist iddialarla sonuca ulaşamayacağını kısa zamanda anlar ve bu sonuçsuz çabaya bir son verir.

|
> > Darwinistler, kayıp halka sahtekarlıklarından önce şu soruları cevaplasınlar
Her şeyin bilinçsiz, kontrolsüz başıboş tesadüflerle meydana geldiğini iddia eden Darwinistler, insanları “kayıp halka”, “insanın atası” gibi saçmalıklarla aldatacaklarına, önce, HER BİR insanın, HER BİR hücresinin içindeki gözle görülmeyen küçücük bir noktasında HER SANİYE gerçekleşen DNA kopyalanmasındaki yalnızca birkaç detayla ilgili şu sorulara cevap vermelidirler:
1. DNA’dan kopya çıkarılması sırasında görev alan her bir parça ve enzimler hangi emirle imal ediliyor? Hücrede, bu parçaların DNA kopyalanması için gerekli olduğunu bilen kim?
2. Üretilen bu parçalar, DNA’da kopyalanmanın gerçekleşeceği noktayı mutlaka bulur ve oraya ulaşırlar. Bu parçalar, nereye gitmeleri gerektiğini ve ne yapmaları gerektiğini kimden öğrenmişlerdir?
3. Kapkaranlık ortamda, bir milyon sayfa içinde yalnızca birkaç satırlık bir bilgiyi tam doğru yerde nasıl bulurlar?
4. Kopyalamayı gerçekleştirmek için gereken 7 temel parça (protein parçaları, enzim ve ATP – bu işlemde yer alan çok fazla sayıda parça vardır, fakat burada yalnızca temel nitelikteki parçaları ele alacağız), farklı yerlerde üretilirler ve farklı yerlerlerden gelirler. Buna rağmen, DNA’daki bu birkaç satırlık kısımda bir araya gelmeleri gerektiğini nereden bilirler?
5. Bu parçaların hepsinin neden ayrı bir birleşme şekli vardır? Hepsi neden anahtar kilit uyumundaki gibi birbirlerine birleşmeye uygun bir şekilde üretilmişlerdir? Bu uyumu belirleyen kim?
6. Bu parçaların her biri, bir diğerine birleşeceği yeri nereden biliyor? Bir tanesi yukarıdan, diğeri sağdan, diğeri ise aşağıdan yaklaşarak ilgili yere yapışması gerektiğini nereden biliyor? Neden bu konuda hiçbir zaman şaşırmıyorlar? Neden bir tanesi bir gün aşağıdan yaklaşması gerekirken yukarıdan gelmiyor, örneğin sağ tarafa hiçbir zaman yönelmiyor?


|
> > National Geographic dergisi Ardi yenilgisinden neden bu kadar rahatsız?
Natinoal Geographic Türkiye dergisi, Temmuz 2010 sayısını, Darwinistlerin büyük hüsranlarından biri olan Ardi’ye ayırdı. Ardi’nin büyük bir sahtekarlık olduğu şu an tüm dünya tarafından bilinmesine rağmen National Geographic tarafından evrim adına gösterilen bu çaba, elbette söz konusu sahtekarlıkla ilgili çeşitli noktaların tekrar gündeme gelmesine sebep oldu:
Muhtemelen National Geographic dergisi de, evrimin şiddetli çöküşünden dolayı Darwinistlerin yaşadıkları büyük buhranı yaşamaktadır. Dergide evrimci çaresizliğin bir göstergesi olarak klasik bir Darwinist yöntem izlenmiş ve geçersizliği ispat edilmiş olan sahte fosiller tekrar gündeme getirilmeye çalışılmıştır.
Artık tüm dünya, Darwinistlerin tek bir proteini dahi açıklayamadıklarının yani teorinin baştan çökmüş olduğunun farkındadır. National Geographic dergisi de, bu gerçeğin deşifre edilmiş olmasının şokunu yaşamaktadır.
İkinci en büyük şok, 300 milyondan fazla fosilin evrim teorisini tamamen yenilgiye uğratmış olmasıdır. National Geographic dergisi, ağır yenilgilerine rağmen kendilerince delil olduğunu düşündükleri tek bir fosili evrim adına spekülasyonlarla ayakta tutarak muhtemelen bu yenilgiyi gizlemeye çalışmaktadır.
Dergi yazarları, derginin itibarını kaybetmeme kaygısı içinde gibi görünmektedirler. Yıllardır yaptıkları Darwinist propagandadan geri adım atmamaya çalışır görünümdedirler. İşte bu sebeple Darwinizm’i çürüten gerçeklerden “etkilenmedik” izlenimi vermeye çalışmaktadırlar. Oysa bir sahtekarlığı aldatmacalarla ve masallarla ayakta tutmaya çalışmak değil, geç de olsa hakkı savunmak asıl erdemdir.
Darwinistler şu ana kadar ısrarla sürdürdükleri hatadan döndüklerinde ve canlıları Allah'ın yarattığı gerçeğini görüp, evrim gibi bir sürecin gerçekleşmediğini, böyle bir şeyin mümkün olmadığını kabul ettiklerinde büyük bir rahatlama , ilmi açıdan önemli bir atılım yaşayacaklardır.
National Geographic dergisinin yaptığı, çok iyi bilinen bir Darwinist taktiktir. Evrimin çöküşünün ızdırabı Darwinistler arasında yaygınlaştıkça, sahte fosiller, mutlaka yeni baştan gündeme getirilir veya yeni bir sahte fosil üretilir. National Geographic dergisi de aynı hataya düşmüş gibi görünmektedir.
National Geographic dergisi yazarları, dergi kapağına bir maymun kafatası koyup buna “4 Milyon Yaşındaki Kadın” başlığı atacaklarına, bu yöntemlerin artık geçerliliğinin kalmadığına dikkat vermelidirler. Daha dikkatli baktıklarında, artık insanları evrim safsatasına inandıramadıklarını çok iyi göreceklerdir.

|
> > Tiktaalik Roseae Darwinistler tarafından nasıl sahte bir ara fosil haline dönüştürüldü?
Uzun yıllardır üzerinde Darwinistler tarafından spekülasyon yapılan Tiktaalik Roseae hakkındaki Darwinist aldatmaca pek çok yönden tekrar deşifre edildi. Defalarca gündemde tuttuğumuz Darwinist sahtekarlık, yeni yönleriyle bir kez daha ortaya çıkarıldı. Tekrar anlaşıldı ki, insanlar Darwinistler tarafından aldatılıyor; TİKTAALİK ROSEAE, BİR TİMSAH TÜRÜNDEN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİL:
Tiktaalik Roseae ile ilgili bilinmesi gereken çok önemli gerçekler vardır. Şimdiye dek garip görünümlü kolları ve tüm bedeni ile oldukça kapsamlı şekilde resmedilen, rekonstrüksiyonları hazırlanan ve bu hayal ürünü rekonstrüksiyonları müzelerde sergilenen, yıllarca kitaplarda ara fosil olarak tanıtılan Tiktaalik Roseae fosili aslında YALNIZCA BİR KAFATASINDAN İBARETTİR.
Kafatasına eklenen diğer kemiklerin hiçbiri bu canlıya ait değildir ve fosilce zengin olan aynı katmanlarda bulunmuş BAŞKA CANLILARA AİT KEMİKLERDEN OLUŞMAKTADIR.


|
> > Darwinistlerin ''Kromozom Sayısı 48'den 46'ya Düştü'' Aldatmacası
Darwinistlerin uzun zamandır dile getirdikleri “maymunların 48 olan kromozom sayısı, iki kromozomun birleşmesi sonucunda zamanla 46’ya düştü ve sonunda insan oluştu” şeklindeki izahları bazı kişiler için oldukça aldatıcı olabilir. Çünkü anlatım bilimsel açıdan her ne kadar olağanüstü mantıksız olsa da son derece basittir ve konu hakkında bilgisi olmayan kişiler için yeterli derecede ikna edici olabilmektedir. Çünkü bu gibi kişiler, tek bir genin olağanüstü kompleksliğinden ve tesadüfi hiçbir değişime, dönüşüme izin vermeyecek kadar hassas olduğundan habersizdirler. Asıl önemlisi bu kişiler, DARWİNİSTLERİN TEK BİR PROTEİNİN OLUŞUMUNU BİLE AÇIKLAYAMADIKLARI gerçeğini bilmemektedirler.
Değil genler, hücrenin içindeki yalnızca bir tek protein bile kendi kendine, tesadüfen oluşamaz. Bir proteinin oluşması için başka proteinlere ve hücrenin kendisine ihtiyaç vardır. Genler ise proteinlerden çok daha komplekstirler. Genlerin varlığı için hem proteinlere hem de hücrenin tüm organellerine ihtiyaç vardır. Dolayısıyla daha bir tek proteini açıklayamayan Darwinistlerin genler üzerinde spekülasyon yapmaları, hikayeler anlatmaları ancak çocukları kandıracak davranışlardır. Fakat günümüzde çocuklar bile bu sahtekarlıklara inanmamaktadırlar.

|
> > Bilim Yerine Holiganlık Darwinistlerin Yegane Yöntemidir
Darwinistler bilimden korkarlar. Bilimin getirdiği gerçeklerin anlaşılmasından, bilinmesinden, dünyaya yayılmasından dehşete kapılırlar. Bunun nedeni, bilimsel her şeyin evrim teorisini yerin dibine geçirmiş ve geçersiz kılmış olmasıdır.
İşte bu sebeple Darwinistler, hiçbir zaman hiç kimseye BİLİM İLE BİR CEVAP VEREMEMEKTEDİRLER.
Bilimsel delile verdikleri cevap yalnızca SALDIRGANLIKTIR.
Bilimsel kanıtların sunulduğu evrim karşıtı konferanslara, delillerle değil yalnızca PANKARTLAR VE EYLEMLERLE KARŞI KOYARLAR.
Bilimsel delillerin –gerçek fosillerin– sergilendiği sergileri KAPATTIRMAYA KALKIŞIRLAR.
Bilimsel delil sunan kitapları YAKMAYA KALKARLAR.
Bilimsel delilleri okullarda okutmaya çalışanları MAHKEMEYE VERİRLER.
Yaratılış savunucularının deliller getirerek karşılıklı tartışma davetlerini dehşet ve korku içinde geri çevirir, asla kendileri böyle bir talepte bulunamazlar.
Darwinistler, bilimsel delile bilim ile karşılık vermek yerine ZORBALIKLA, SALDIRGANLIKLA, KABA KUVVETLE VE BAĞIRIŞ ÇAĞIRIŞLA cevap verirler. Çünkü ELLERİNDE BİLİMSEL DELİL YOKTUR ve ayakta kalabilmek için bildikleri tek yöntem de budur.


|
> > Sonuç: Hiçbir Darwinist Gerçekte Darwinist Değildir
Doğadaki mükemmellikler, simetri, komplekslik, uyum, düzen, detay, çeşit ve ihtişam ancak bir Akılla var olabilir. Ancak üstün bir Akıl arıya petek yapma becerisini, sineğe saniyede bin kere kanat çırpma yeteneğini verebilir. Ancak üstün bir Akıl gözle görülmeyen tek bir hücrenin içine tüm teknolojik detayları, fabrikaları, enerji santralleri ile koskoca bir şehri yerleştirebilir. Ancak ve ancak üstün bir Akıl vücudumuzda trilyonlarcası bulunan ve durmaksızın üretilen proteini; binlerce kişinin aklı, imkanları, bilgi ve becerisi ile dahi üretilemeyecek kadar kompleks ve üstün özelliklerdeki hücreyi yaratır. Bu üstün Aklın yüceliğini görüp takdir edebilelim diye detaylar var edilmiştir.
Tüm evrende üstün bir Aklın varlığı çok açıktır. Allah, Yüce Aklını her şeyde, her an durmaksızın bize gösterir. Özellikle bilim adamları bunu çok daha yakından, çok daha açık görebilmektedirler. Bu nedenle hiçbir Darwinist, aslında gerçekten Darwinist değildir. Darwinistlerin tümü, bir hücredeki aklın tesadüfen var olamayacağını elbette ki bilirler. Doğadaki canlıların da tesadüfen var olmadıklarının elbette ki farkındadırlar. Onları bu gerçeğe ikna etmeye çalışmanın çok fazla bir anlamı yoktur. Onlar zaten evrimin mantıksız izahlarına gerçekte inanmamaktadırlar. Aklı başında bir insan için, bu mümkün değildir.

|
> > Sansürsüz iddia 13: ''Deep impact'' konusundaki iddiaların geçersizliği
Bir proteinin oluşumunun imkansız olduğunu gören Darwinistlerin ne kadar büyük bir panik ve huzursuzluk içinde olduklarına daha önce değinmiştik. Hayatın başlangıcı konusunda büyük bir yenilgi yaşayan Darwinistler, dünya şartlarında bunu sağlayamayacaklarını anlayınca “uzaya” sığınmışlardır. Deep impact, Dawkins’in savunduğu “hayat uzaydan geldi” masalına takılmış olan sahte bilimsel isimdir.
|
|
|





YARATILIŞ ATLASI DARWINİZM'İ AVRUPA'DA
YERLE BİR ETTİ!
Yaklaşık 1.5 asırdır Darwinist ve materyalist telkinlerin baskısı altındaki Avrupa halkı, Yaratılış Atlası'ndan sonra ilk defa gerçekleri açıkça görme imkanı buldu. Evrim teorisinin bilimsel bir değeri olmadığını, ideolojik kaygılarla gündemde tutulduğunu gözler önüne seren bu eser, Avrupa halkında ciddi bir inanç değişikliğine sebep oldu. Farklı ülkelerde yapılan anketler, Darwinizm'e inananların sayısında önemli bir azalma olduğunu ortaya koyarken, Avrupa'da artık yaratılış inancının hakim olduğunu gösterdi. >>
 |

AKILLI TASARIM yani YARATILIŞ
Bu sitede zaman zaman karşınıza Allah'ın yaratmasındaki mükemmelliği vurgulamak için kullandığımız "tasarım" kelimesi çıkacak. Bu kelimenin hangi maksatla kullanıldığının doğru anlaşılması çok önemli. Allah'ın tüm evrende kusursuz bir tasarım yaratmış olması, Rabbimiz’in önce plan yaptığı daha sonra yarattığı anlamına gelmez. Bilinmelidir ki, göklerin ve yerin Rabbi olan Allah’ın yaratmak için herhangi bir 'tasarım' yapmaya ihtiyacı yoktur. Allah'ın tasarlaması ve yaratması aynı anda olur. Allah bu tür eksikliklerden münezzehtir. Allah'ın, bir şeyin ya da bir işin olmasını dilediğinde, onun olması için yalnızca "Ol!" demesi yeterlidir. Ayetlerde şöyle buyurulmaktadır:
Bir şeyi dilediği zaman, O'nun emri yalnızca: "Ol" demesidir; o da hemen oluverir. (Yasin Suresi, 82)
Gökleri ve yeri (bir örnek edinmeksizin) yaratandır. O, bir işin olmasına karar verirse, ona yalnızca "OL" der, o da hemen oluverir. (Bakara Suresi, 117) |
|